« Önceki | Sonraki »

7/6/2008

Ağız Kokusu Sorunu ve Çaresi

Ağız kokusu günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yaygındır, aynı zamanda sosyal bir incinme sebebidir. Psikolojik problemleri beraberinde getirir. Ağız kokusunun sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Hatta eğer ağız kokusu sosyal bir problem oluşturmasaydı belkide bir hastalık olarak görülmeyecek, tedavisi için gayret sarfedilmeyecekti. Ağız kokusundan şikayet eden bireyler sosyal hayatlarında kendilerine olan güvenlerini kaybedebilirler.

Ağız Kokusu (Halitosis) Nedir?
Ağızdaki çirkin kokuya kısaca ağız kokusu veya halitosis denir. Ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Ancak ağız kokusu çok önemli hastalıkların işaretçisi de olabilir. Ağız kokusunu PATOLOJİK ve FİZYOLOJİK olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür.

1. Fizyolojik ağız kokusu:
Her sağlıklı birey sabah uyandığında sindirim kanalında biriken gazlar veya dil sırtında üreyen bakterilerin sebep olduğu ağız kokusu ortaya çıkabilir. Dil sırtını fırçalamak ve sürekli olmamak şartıyla çinko içeren ağız gargaraları kullanmak ve sakız çiğnemek bir çözümdür.
Beslenme sonrasında görülen, nefesteki (ağızdaki değil) çirkin koku da fizyolojiktir. Örneğin sarımsak yiyen bir insanın kanına geçen uçucu aromatik bileşikler, dışarı atılır. Kan gazlarının akciğerden atılımının sebep olduğu bu koku bir hastalık değildir. Tedavi gerektirmez.

2. Patolojik Ağız Koksu (Gerçek halitosis):

Patolojik halitosisi olan hastalar dişhekimine ağız kokusu şikayetiyle müracaat etmeyebilirler. Ağızlarındaki çirkin kokunun ya farkında değildirler, ya tolere etmektedirler veya kabullenmişlerdir.

Patolojik halitosis vakaları 3 kategoriye ayrılır:
Tip-1: Ağızının koktuğu hastanın kendisi tespit eder. Böyle hastaların %24.1’i dişhekimine müracaat ederler. Genellikle ağızlarındaki kokuyu kabullenmişlerdir. Halitosisten farklı bir şikayet ile dişhekimine müracaat ederler. Dişhekiminin uyarısı ile tedavi edilirler.
Tip-2: Koku, hastanın kendisinin değil, yakınlarının tespitidir. Böyle hastaların %50’si dişhekimine müracaat ederler.
Tip-3: Ağız kokusu, hastanın kendisi veya yakınlarının tespiti değil, şüphesi veya tahminidir. Veya hastanın aralıklı dönemlerde silik yakınmaları olmaktadır. Böyle hastaların daha büyük bir kısmı dişhekimine müracaat eder.

Ağız Kokusunun Sebepleri:
* Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlarda,
* Şeker hastalığı (aseton kokusu gibidir),
* Böbrek yetmezliği (balık kokusu gibidir),
* Karaciğer yetmezliği,
* Metabolizma bozuklukları (teşhisi zor olabilir, zaman zaman ortaya çıkan kötü bir balık kokusu),
* Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak (Sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusu olarak yansır).

Ağız Boşluğu Kaynaklı Halitosis:
Ağız kokusunun sebeblerinin %87 si ağız boşluğu kaynaklıdır. Bunlardan %51’i dilden, %17’si gingivitisten, %15’i periodontitisten, %17’si bunların karışımından kaynağını alır. Bu tip ağız kokuları kompleks vakalar değildir. Sebep ilk muayenede belli olur. Sorunlu dişeti dokuları göz ile kolayca tespit edilebilir ve kolay tedavi edilir. Hatta bazen kokunun kaynağını hasta kendisi gösterir.

Ağız Boşluğu Kaynaklı Ağız Kokusunun Tedavisi için;

1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun

Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Diş ve diş eti hastalıkları önemli ölçüde kötü koku yapar. Bu sebeple diş hekiminizin önerilerini dinleyip mutlaka diş sağlığı ve bakımına önem vermelisiniz.

2-Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin
Ağız içindeki eskimiş köprü ve diş protezleri zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara sebep olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız. Ağız kokusu ile mücadelede dişler ve diş sağlığı ilk aşamadır

3-Sakız çiğneyin
Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt buradadır; gece boyunca tükürük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek parçacıkları uzun süre burada durur. Bakteriler de onları afiyetle kullanır ve çürütür. Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.

4-Tarçın kullanın
İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.

5-Daha fazla su için
Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da yardımcı olur.

6-Asla burnunuz tıkalı uyumayın
Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağzı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükürük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.

7-Basit şeker tüketiminizi azaltın
Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.

8-Lokmaları iyi çiğneyin
Bu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.

9-Diş ipi kullanın
Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.

10-Sigara içmeyin
Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.

Ağız Boşluğu Kaynaklı Olmayan Halitosis: Kaynağını ağız dışında bir yerden alan ağız kokusu kastedilmektedir. Oral olmayan sebeplerle ortaya çıkan ağız kokusunun görülme sıklığı %13’tür, bunların %4’ü kulak-burun-boğaz, %3’ü hem oral hem kulak-burun-boğaz, %1’i ise sindirim kanalı kaynaklıdır. Bazen barsak gazları buna sebep olur.

3. Psikosomatik halitosis:
Böyle hastalarda yakınma olmasına rağmen aslında gerçek bir halitosis yoktur (Psödohalitosis). Böyle hastaları patolojik halitosisten ayırmak zordur. Böyle hastaların tedavisi için dişhekimi ve psikiatrist işbirliği gerekir. Çünkü böyle hastaların bir kısmında koku değil koku korkusu vardır (Halitofobi).

7/6/2008

Dental İmplantlar

İmplant (diş ekme) nedir?
Dental
implant, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve uygun malzemeden yapılan yapay diş köküdür. Geleneksel kaplama, köprü ve damak protezlerine göre çok daha güvenli, fonksiyonel alternatif tedavi şeklidir.

İmplant uygulamasının faydaları nelerdir?
İmplant tedavisi, rahat, sağlam ve güvenilir bir uygulamadır. İmplant üzerine yapılan protezler, gerçek dişlerin yerini alırken doğal bir yapı oluştururlar. Eksik dişler tamamlanırken, sağlıklı dişlere dokunulmamış olur. Tüm protezlere oranla çok daha uzun ömürlüdür.
Hissettirdiği güven sayesinde diş eksikliğinin olumsuz psikolojik etkilerini de ortadan kaldıracaktır. 
 

İmplant'ların çeşitleri var mıdır?
Evet. Seri kullanıma girdikten sonra değişik implant tipleri üretilmiştir. Ancak günümüzde en popüler olan implant tipi 'vida' şekilli olanlardır.

 

İmplant tedavisi  uzun ömürlü müdür?
Güvenli bir implant ortaya çıkarmak için yapılan çalışmalar 1800'lü yılların başından beri sürmektedir. Günümüzde piyasa da mükemmele çok yakın, 35-40 yıllık klinik takipleri bulunan implantlar vardır. Bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi dişhekiminiz size verecektir.

implant

İmplantlar hangi durumlarda  kullanılabilir?
İster tek diş, isterse birden fazla diş eksikliğinde eğer implant yerleştirmeye uygun miktarda kemik varsa, her durum için implant tedavisi uygulanabilir.

Her hastaya implant uygulanabilir mi?
İmplant vidaları belirli kalınlığı ve genişliği olan yapılardır. Bu nedenle implant konulması öngörülen bölgede, çene kemiğinin, bu implant vidasını kabul edecek yükseklik ve genişliğe sahip olması gerekmektedir. Mevcut kemiğin kalitesi implantın başarısını etkileyen faktörlerden biridir.  Ayrıca tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece dişetlerinin tamamen sağlıklı olması gerekmektedir. Hastanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş sınırı yoktur. Genel sağlık durumu iyi olan herkese implant uygulanabilir. Ancak kemik gelişimi tamamlanmamış çok genç hastalara uygulanması tercih edilmeyebilir.

 

İmplant yerleştirilirken acı duyar mıyım?
Uygun anestezi yöntemlerinin uygulanması durumunda hayır. Operasyon sırasında hasta tercihine göre genel ya da lokal anestezi kullanılabilir.
Ameliyat sonrası, diş çekiminden sonraki ağrıya benzer bir ağrı olabilir. Genellikle implant'ın yerleştirildiği akşam duyulabilecek bu ağrı basit ağrı kesiciler ile giderilebilir. Tedavinin problemsiz tamamlandığı vak'alar da implantların varlığını bile hissetmeyecek kadar rahat olursunuz.

Sizlerin diğer hastalarımıza, implant tedavisinden sonra nasıl hissettiklerini sormanızı isteriz. Doktorlarımız ve ofis ekibimiz kendinizi rahat hissetmeniz için herzaman yanınızdadır.

Toplam tedavi süresi ne kadardır?
İmplant operasyonlarının günümüzde sadece 10 dakika içinde  yapılması bile mümkün oluyor. Diş ve kemik yapınıza göre belirlenen operasyon şekline göre toplam süre değişir. Genelde birinci operasyondan sonraki 2.ayda işlem bitirilir. Bu süre zarfında geçici protezlerle normal günlük hayatınıza devam edebileceksiniz.
 

İmplantlar yerleştirildikten hemen sonra protezlerim takılabilir mi?
Implant'ların kemik ile tam birleşmesini (Osteointegration) sağlamak amacıyla ilk 2-3 ay boyunca implant üstüne gelen yüklerin en aza indirgenmesi gerekir. Doktorunuz bu iyileşme süresinde size uygun geçici bir protez yaparak sizi dişsiz bırakmayacaktır.
Daha sonra kalıcı dişler implantlarınızın üzerine monte edilerek tedavi sonlandırılacaktır.

 

İmplantların temizliği önemli midir? 
Evet. Hem de çok önemlidir. İmplantların ağız içindeki yabancı cisimler olduğu düşünülürse temizliklerinin en az kendi dişleriniz kadar hatta daha da önemli olduğunu belirtmek isteriz. İmplant temizliği normal dişlerin temizliğinden pek de farklı değildir, temzilik yöntemleri hakkında dişhekiminiz size ayrıntılı açıklamalarda bulunacaktır. Unutmamanız gereken şey, bu tip bir tedavinin başarılı olması için gerekli en önemli faktörün düzenli ağız bakımı dır.

İmplant üstüne yapılacak protezler nasıldır?
İmplantlar üzerine yapılacak protezler vak'anın özelliğine göre değişik tiplerde olabilirler. Bunlar, kolayca temizlenmesi amacı ile hasta tarafından çıkartılabilecek şekilde olabileceği gibi dişhekimi tarafından çıkartılabilecek şekilde de planlanabilir. Her iki planlamanın da avantaj ve dezavantajları vardır ve sizin için uygun olan tasarımı hekiminiz tedaviniz başlamadan önce size anlatacaktır.

implant uygulaması

Eksik her diş için 'bir' implant gerekir mi?
Hayır. Eğer eksik diş sayısı '1'den fazla ise implant uygulanacak bölgeye bağlı olarak tek bir implant 2 ya da 3 diş yerine hizmet verebilir.
 

İmplant vidası kemik ile kaynaşmaz ise (osseointegre olmaz ise) ne olur?

Uygun implant ve yöntem kullanılması durumunda böyle bir ihtimal yok denecek kadar azdır. Bu tip bir başarısızlık genellikle cerrahi operasyonu takip eden ilk 3 ay içinde ortaya çıkar. Böyle bir durumda diş çekimi kadar kolay bir işlem ile implant yerinden çıkartılmalıdır. Bu bölgedeki kemiğin iyileşmesini takiben yeni bir implant konulabileceği gibi, klasik tip protezlerden birisi de tercih edilebilir. Ancak, genellikle, 2'den fazla implant konulan vak'alar da arta kalan implantlar protezin de yeniden tasarlanması ile hizmet vermeye yeterli olmaktadır.

 

İmplant tedavisi pahalı mıdır?  
Ne yazıkki, evet. Aslında elde edilen sonuçla kıyaslandığında yapılan masrafın fazla olamdığı söylenebilse de ülkemiz insanının gelir düzeyine göre hatırı sayılır bir bütçe ayrılması gerekir. Kullanılan tüm malzemenin ithal olması ve sağlıklı implant üretimi için çok yüksek teknolojiye ihtiyaç duyulması tedavinin fiyatını belirlemektedir. Ancak kesin fiyat uzman hekimlerimizin sizi muayene edip, bu tedavi şekli ve istediğiniz protez tipine göre değişecektir. Implant yerleştirme işleminin karmaşıklığı hastanın ağız içi durumu ve ihtiyaçlarına bağlı olarak değişir. 350 hastaya implant yerleştirildikten sonra yapılan bir ankette, hastaların yaptıkları yatırımdan memnun kaldıkları ve gerekirse tekrar memnuniyetle yapacakları sonucu ortaya çıkmıştır.

İmplant tedavisi nerede ve nasıl yapılır?
Bu tip bir tedaviye başlamadan önce yeterli ve doğru bilgi almanız, her şeyden önce, kendi sağlığınız açısından gereklidir. Bu konuda, uzmanlarımız size gereken tüm rehberliği verebilecek bilgi birikimine sahiptir. Bunun dışında diş hekimliği fakülteleri de doğru bilgilendirilebileceğiniz kuruluşlardır.  Implant tedavisi, doğru seçilen vak'alarda ve usulüne uygun yapıldığı taktirde, hastaların yaşam kalitesini arttıran ve yüz güldüren bir tedavi yöntemidir. Bu kadar başarılı bir tedavi yönteminden tüm dünya da olduğu gibi ülkemizdeki hastaların da yararlanması gerektiğine inandığımız için, implant tedavisi hakkında bilgi edinmek amacıyla yaptığınız başvurulardan herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. Bu muayene sırasında tedaviye uygun bir hasta olup olmadığınızın ortaya çıkması için implantları yerleştirecek, üzerinin protezini yapacak ve daha sonraki periyodik dişeti bakımını üstlenecek uzman hekimlerin sizi muayene etmesi en doğru yöntemdir. Bu muayene sırasında sizden genel sağlık durumunuz hakkında bilgi alınacak ve gerekli görülürse birtakım tahlilleri yaptırmanız istenebilecektir. Bu aşamada ayrıca çeşitli röntgen incelemeleri ve ağzınızın modellerinin elde edilmesi gerekebilecektir.

 

İmplant tedavisinde karşılaşılabilecek riskler nelerdir?  
Ağız içi ya da diğer cerrahi işlemlerde karşılaşılabilecek risklerin ötesinde bir risk söz konusu değildir. Bunlar erken dönemde infeksiyon ve alerji, protezlerin tamamlanmasından sonraki geç dönemde ise yetersiz ağız temizliğine bağlı iltihaplanmalar şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle erken dönem sırasında sigara kullanmak infeksiyon riskini arttırmaktadır.

İmplant tedavisi hangi vak'alarda ne avantajlar sunar?
a) Alt çenedeki tüm dişlerini kaybetmiş ve protez taşıyan hastalar:
Bu hastalar protezin hareketine bağlı olarak sürekli ağrıdan (vuruk) ve iyi çiğneyememekten şikayetçidirler. Bu şikayet zaman içinde proteze destek olan kemik dokunun erimesi ile daha da artar hale gelir. Bu tip hastalarda implant tedavisi, yukarıdaki tüm şikayetleri ortadan kaldırdığı gibi kemiğin erimesini de durdurmaktadır.

b) Üst çenedeki tüm dişlerini kaybetmiş ve protez taşıyan hastalar: Üst protezler alt çene protezlerine oranla daha stabil olsalar da protezin damağı kapatan tasarımı tat alma duygusunu azaltıp mide bulantısına neden olabilmektedir.

c) Alt ya da üst çenede dişlerinin bir kısmını kaybetmiş hastalar: Bu hastaların şikayeti kancalarla tutunan protezin çirkin görüntüsü, ya da köprü yapılabilmesi için sağlam dişlerini kestirme zorunluluğu olarak sayılabilir.

d) Tek bir dişini kaybetmiş hastalar: Klasik tedavi metotlarında tek bir dişin restorasyonu için en az komşu iki dişi feda etmek zorunda kalınmaktadır. Böyle durumlarda tek bir implant'ın yerleştirilerek komşu dişler kurtarıldığı gibi daha estetik ve fonksiyonel sonuçların ortaya çıkması sağlanır.

 

İmplant tedavisinin dezavantajları nelerdir? 

  • Klasik sistemlere göre biraz daha pahalı olması
  • Doğru ve düzenli bir ağız bakımı gerektirmesidir.

İmplant tedavisinin avantajları nelerdir?  

  • Daha iyi estetik görünüm
  • Daha iyi çiğneyebilme - Her istediğini yiyebilme
  • Özgüvenin geri kazanılması ile daha mutlu bir sosyal hayat
  • Her şeyi yiyebilmeye bağlı olarak daha sağlıklı ve dengeli beslenme

İmplant muayenesinde neler yapılır?
Bu muayene sırasında tedaviye uygun bir hasta olup olmadığınızın ortaya çıkması için implant'ları yerleştirilir, üzerinin protezini yapacak ve daha sonraki periyodik dişeti bakımını üstlenecek uzman hekimlerin sizi muayene etmesi en doğru yöntemdir. Bu muayene esnasında sizden genel sağlık durumunuz hakkında bilgi alınır ve gerekli görülürse birtakım tahlilleri yaptırmanız istenebilir. Bu aşama da ayrıca çeşitli röntgen incelemeleri ve ağzınızın modellerinin elde edilmesi gerekebilir.

 

Bütün implantlar başarılı mı?
İmplant yerleştirme kararı alırken göz önünde bulundurulması gereken bir çok faktör vardır.  Öncelikle hasta sağlıklı olmalı, hastanın iyileşme gücü yerine olmalıdır.  Örneğin hasta, kontrol edilmeyen şeker hastası ise yarı-iyileşme komplikasyon yaratabilir.  Ayrıca hasta muayene edilmeli, hastaya uygun implant ve implantı yerleştirme yöntemi özenle seçilmelidir.  İmplantlar dişhekimi tarafından özenle yerleştirilip bakılmasının yanı sıra hasta da özel ilgi göstermelidir.  Hasta implant bakımını iyi yapmazsa komplikasyonlar ortaya çıkabilir.  Bunların yanı sıra sigara içen ve fazla alkol kullanan hastalarda implantların başarısı olumsuz etkilenmektedir.

İmplantların ömrü ne kadar?              
İmplantların ağızda otuz yıl kadar sorunsuz kaldığı görülmüştür.    İmplantın ömrü bir çok etkene bağlıdır.  Hastanın sağlığı ve implantların bakımı bunların ikisidir.  Gerekn bakım yapıldığı takdirde implantlar bir ömür boyu kullanılabilirler.  Ömürlerini etkileyen bir çok etkeni ve sizin risklerinizi dişhekiminiz size açıklayabilir.

İmplant uygulama kararında kişinin yaşı etken faktör mü?
Hayır.  Sağlık yaştan çok daha önemli bir faktördür.  70-80'lerindeki birçok hastanın cerrahi riskleri daha genç fakat sağlık sorunu olan hastalardan daha azdır.  Ayrıca daha yaşlı kişilerin implanta ihtiyacı gençlerin ihtiyaçlarından daha olasıdır çünkü yaşlılarda daha çok diş kaybı olmuştur.

 

İmplantların vücut tarafından reddedilme ihtimali var mı?
İmplantlar organizma için herhangi bir yan etkisi olmayan maddelerden yapılmış, ve yıllardır yoğun araştırmalara tabi tutulmuştur.  Bu maddeler hiç bir zaman canlı bir organizmanın parçası olmayan maddelerdir.  Vücudun bunlara karşı antigen üretip kalp ve böbrek transplantlarında olduğu gibi reddetmesi mümkün değildir.

Kanser riski var mı?
Tıbbi literatürde implantların kansere sebep olduğunu gösteren hiç bir bulguya rastlanmamıştır.

İmplantlar kozmetik amaçlarla kullanılır mı?
İmplantlar genelde kozmetik nedenlerle kullanılmazlar.  İmplantların kullanılmasındaki amaç protez dişlere dayanak sağlamaktır.  Protez dişler kullanarak kozmetik düzeltmeler yapılabilir fakat böyle bir tedaviye başlamadan önce beklentilerinizi diş hekiminize belirtmelisiniz.

 

İmplantların başarısı garantili mi?
Implant uygulama teknikleri son derece gelişmiş olmakla birlikte, çok ender durumlarda başarısız olabilmeltedir. Böyle durumlarda öncelikle problemin giderilmesine yönelik opersayonlarla işe başlanmalıdır. Size implantınızın bakımı hakkında gerekli bilgileri verebilir, gerektiğinde muayene edebiliriz.  Biz implantların başarılı olması için elimizden geleni yapacağız, fakat siz de aynı gayreti göstermek durumundasınız.

İmplant yerleştirilmesi ne kadar zaman alıyor? 
Bu süre, durumunuz, ihtiyaçlarınız ve yapılacak işleme bağlıdır.  Bir tek ameliyat 10 dakika ile bir kaç saat arası sürebilir. Bütün bir tedavi bir ameliyatla da bitebilir, bir dizi ameliyat ve randevu da gerektirebilir.  Tam iyileşme 3-4 ay sürebilir.

Ne kadar süre  izin almalıyım?
Genelde ameliyat günü ve takiben bir iki gün dinlenme tavsiye ediyoruz.  Ameliyat yerinde şişme, ağrı ve morarma olabilir, şunu tekrar belirtmek gerekir ki, tedavi süresince hiç bir zaman dişsiz kalmayacaksınız. Çoğu durumda bütün bu işlemler için bir gün veya hafta sonu yeterli olabilmektedir.

6/6/2008

Ağız kokusuna karşı dilinizi de fırçalayın

Ağız kokusunun kaynağı yüzde 87 oranında ağız... Bu nedenle uzmanlar dişleri fırçalarken dili de fırçalamak gerektiğine dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Yavuz Baykal, ağız kokusunun oldukça sık rastlanılan bir durum olduğunu ve bunun kişinin sosyal hayatını olumsuz etkilediğini ifade etti.

Bu durumu önlemek için dil sırtında yerleşik bakteriyel birikimleri ortadan kaldırmanın önemli olduğunu belirten Baykal, açıklamasında şunları kaydetti:
Ağız kokusunun sebeplerinin yüzde 87’si ağız içi kaynaklıdır. Bunların yüzde 51’i dil, yüzde 32’si diş ve diş eti, yüzde 17’si ise bunların karışımına bağlıdır. Kişi her gün diş fırçalamaya ve bu sırada dilini de fırçalamaya alışmalı. Özellikle dil kökünün sert ve güzel olarak fırçalanması gerekir.”

Prof. Dr. Baykal, sakız çiğnemenin dil sırtına yıkama etkisi oluşturduğunu ve bakteri çoğalmasını kısmen engellediğini dile getirerek, çinko içeren gargaraların da ağız kokusu tedavisinde faydalı olduğunu bildirdi.

Ağız kokusu olanların ancak yüzde 25’inin diş hekimine müracaat ettiğini dile getiren Prof. Dr. Baykal, ağız dışı nedenlere bağlı ağız kokusu görülme sıklığının da yüzde 13 dolayında olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Yavuz Baykal açıklamasında, “Ağız dışı koku nedenlerinin yüzde 7’si kulak-burun-boğaz kaynaklıdır. Sindirim sistemi kaynaklı olanlar ise yüzde 1 civarındadır” dedi.

6/6/2008

DİŞ TAŞI (TARTAR) ve TEMİZLENMESİ

 

Diş hekiminizin kalkülüs olarak adlandırdığı diş taşı yani tartar, tükürüğünüzdeki minerallerin ve plakların bir ürünüdür. Taş, diş eti iltihabı ve periodontit gibi diş eti hastalıklarının başlıca nedenidir.

Taş, özellikle diş eti çizgisinin altında oluştuğunda en büyük sorunu yaratır. Taş, kireçli ve serttir; temizlenmesi ise güçtür. Düzenli diş kontrollerinin bir bölümü dişlerinizin ve taşların temizlenmesini içerir. Bu temizleme işlemi, özellikle diş eti çizgisinin altındaki taşlar için gratuar ve küret adı verilen aletlerle dişi kazıyarak yapılır, işlem, rahatsız edicidir ve diş etlerinizi kanatır. Diğer bir yöntem ise, taşlan temizlemeye yardımcı olan bir titreşim aleti kullanmaktır.

Şu günlerde, tartara karşı diş macunları için fazlaca reklam yapılmaktadır. Bu diş macunlarının, diş etinin üstündeki dişler üzerinde taş birikmesini azalttığı, ancak diş eti çizgisinin altındaki taşlar için çok az etkisi olduğu ya da hiç olmadığı bulunmuştur. Ne yazık ki, diş kaybıyla sonuçlanabilen bir diş eti hastalığı olan periodontit'e yol açan da, diş etinin altında oluşan taşlardır (tartardır). Tartar kontrollü diş macunlarının estetik bir görünüme etkisi olabilir ve diş hekiminize gittiğinizde dişlerinizin daha iyi temizlenmesine .yardımcı olabilir, ancak gerçek, zararlı taşların oluşmasını önlemekteki yararı çok azdır.

Ayrıca, sigara içmenin neden olduğu diş lekelerini temizlemek için tasarlanmış özel diş macunları da bulunmaktadır. Biz bu diş macunlarını önermiyoruz: Diş etleri zaten çekilmiş olan kişiler, diş eti çizgisi altındaki daha yumuşak tabakaların maruz kalacağı bu tür diş macunlarından zarar görebilirler. Bu tür diş macunları, aynı zamanda dişlerinizin sıcak ya da soğuk yiyeceklere karşı daha da hassaslaşmasına neden olabilir.

Bazı tartara karşı diş macunları üzerinde bulunan uzman kuruluşların onayı, anti-tartar nitelik için değil, diş macununun içerdiği flor için verilmiş bir onaydır.

26/5/2008

Diş Ağrısı ve Tedavisi

 

Diş Ağrısı ve Tedavisi

Diş ağrısı; diş çürümesi, diş minesinin aşınması, diş etlerinin iltihaplanması veya bunlara benzer sebeplerden kaynaklanır.
 
Diş ağrısı , neredeyse herkesin yaşamının bir veya birden fazla döneminde yakındığı bir rahatsızlıktır. Genel kanaat, diş ağrılarının basit ağrılar olduğu yönündedir ve bu sebeple dayanılmaz hale gelinceye kadar dişhekimine gitmek genellikle ertelenir. Ayrıca yine aynı kanı sebebiyle bilinçsiz ağrı kesici kullanımının ve çeşitli yöntemlerin en sık görüldüğü ağrı türlerinden biridir.
 
Diş ağrılarının sebepleri
Diş minesinin aşınması
Dişeti hastalıkları  
Gömülü Dişler (yirmilik dişler)
Sinüzit gibi ağız dışı hastalıklar olarak sıralanabilir.
Diş ağrıları nedenleri arasında en sık görülen diş çürükleridir. Toplumun %97’sinde diş çürüklerine rastlanmaktadır. Bu durum özellikle yetersiz veya kötü ağız hijyeninden kaynaklanır. Ağız içine yerleşen bakteriler şekerli ve unlu yiyecek kalıntıları ile asit oluşturur ve bu da dişin koruyucu tabakasını zayıflatarak çürüklere sebep olur.
 
Diş ağrıları genellikle zonklama biçiminde ve son derece rahatsız edici olarak hissedilir. Ağrı gittikçe şiddetlenir ve bazen dayanılmaz bir hal alır. Özellikle abse gibi iltihabi bir durum mevcutsa dışarıdan farkedilecek kadar şişliklere sebep olabilir. Sıcak – soğuk hassasiyeti ve dişe bastırınca hassasiyet artar. Dişlerde minik kırılmalar görülebilir.
 
Diş ağrısı başladığında zaman kaybetmeden bir dişhekimine gitmekte yarar vardır. Çünkü diş ağrısı sebeplerinden de anlaşılacağı gibi, ağrı kendi kendine geçme özelliği göstermez ve tedavi gerektirir.

Diş Ağrısı ve Tedavisi

  • Kesinlikle ağrıyan diş üzerine ASPİRİN ya da herhangi bir ağrı kesici ilaç uygulanmamalıdır. Kimyasal yapıları sebebi ile bu gibi ilaçlar dişetinde ve çevredeki yumuşak dokularda tahrişlere sebep olabilmektedir. Bu da diş ağrısının yanında ekstra bir ağrının oluşmasına sebep olacaktır.
  • Ağrıyan diş üzerinde ve dişlerin arasında bulunan gıda artıkları, diş fırçası ve diş ipi kullanılarak temizlenmeli ve yarım su bardağına yarım çay kaşığı tuz ilave ederek karıştırılmalı ve bu tuzlu su ile ağız iyice çalkalanmalıdır.
  • Diş hekimine gitmeden önce ağrı kesici bir ilaç alınabilir.
  • Eğer iltihap nedeni ile yüzde şişlik oluşmuşsa o bölgeye soğuk kompres yapılmalıdır.
  • Diş üzerinde çürük nedeni ile oyuk oluşmuşsa buraya çok az karanfil yağı (eugenol) emdirilmiş pamuk konulabilir. Eugenol ağrının hafiflemesini sağlayacaktır. Ancak, bu işlemi yaparken eugenol ün diş etine sızması önlenmelidir. Çünkü karanfil yağı da yumuşak dokuları tahrip edici özelliğe sahiptir.
  • Bir an önce diş hekimine başvurulmalıdır